14 Ekim 2011 Cuma

2. HAFTA BİTTİ

Şaka maka 2.hafta bitti yahu... Vay be... Zaman su misali...

Her geçen gün, her geçen an ruhum daha da İtalya ile bezeniyor. Açıkcası şehrin merkezinden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyorum çünkü sıkıcı turistler o kadar fazla ki.. Şimdi "sende turistsin leynn" dicek okuyanlar biliyorum ama ben kendimi turist olarak görmüyorum hehe (: Hatta turistlerde beni turist olarak görmüyor. Çünkü şehrin merkezinde turistlerden adres soran epey oluyor bana hehehe (:

Şehrin gerçek ruhu kesinlikle ara sokaklarda.. O ince, dar sokaklar... Her evin kapısının önünde ya bir bisiklet ya da bir vespa, pencereleri açık evlerden gelen sesler, bağrışmalar, o Akdeniz insanın güzel ve şirin çığırtkanlığı, kimi zaman şarap kokan sokaklar, loş ışıklarla aydınlatılmış tamamen taştan binalar.. Tam bir rönesans şehri. Bu rüya gibi şehri 1 ya da 1,5 günde yürüyerek dolaşmak mümkün ey dostlar..

Evet yarın yine bir haftasonu bekler beni. Yarın tren ile Livorno kentine gitmeyi düşünüyorum. Burda tren biletleri o kadar ucuzki, pahalı olan herşeye inat tren fiyatları oldukça düşük tutulmuş. Livorno kenti İtalya Sol'u için oldukça önemli bir kent. Aynı zamanda tarihten bu yana konumu itibariyle liman kenti olması sebebiyle ekonomiye oldukça büyük katkıları olmuş. İnternetten Livorno'yu tanıtan bir yazıyı kopyala-yapıştır yapıyorum:

"Tarih boyunca özgürlükçü akımlardan etkilenen kent, asıl büyümesini Medici ailesinin Toskana Grandüklüğü'nü üstlendiği dönemde yaşadı. 1587'de I. Ferdinand'ın "Toskana Grandükü" sıfatıyla duyurduğu "Leggi Livornine" (Livorno anayasası) ile Pisa kentinin liman kasabası Livorno "açık şehir" ilan edildi. Hangi ulustan olursa olsun, ister hakkında idam cezası çıkarılmış bir korsan ister bir hırsız olsun, hiçbir şekilde takibe uğramaksızın Livorno'ya yerleşebilecek, orada ticaret yapabilecek hatta dininin gereklerini yerine getirebilecekti. Bu düzenlemenin ardından Akdeniz'in en önemli ticaret merkezleri arasına giren şehir, kozmopolit ve özgürlükçü tarzını bugüne değin yitirmedi. Livorno, 1921'de İtalya Komünist Partisi'nin (PCI) doğuşuna da tanıklık etti. Kent bugün bile İtalya'da solun kalelerinden biri olarak varlığını sürdürmekte."

Ayrıca 16.yy'da anayasasında bulunan bir metni paylaşmak istiyorum:

"Hepiniz, hangi ulustan olursanız olun, 'Doğulular, Batılılar, İspanyollar, Portekizliler, Yunanlar, Almanlar, İtalyanlar, Türkler, Berberiler, Ermeniler, Persler ve diğerleri' size temin ederiz ki, bu topraklara tamamen özgür ve her türlü kovuşturmadan uzakta bir şekilde gelmenize, kalmanıza, aileleriniz ile geçiş yapmanıza ve yaşamanıza, geriye dönme zorunluluğu olmaksızın oturmanıza, istediğiniz zaman dönerek Pisa kenti ve Livorno topraklarında yaşamanıza izin veriyoruz."

Evet efenim kent hakkındaki kısa ve öz bilgilerden sonra müsadenizi istiyorum.

Görüşmek üzere...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder