2 Ekim 2011 Pazar
VE İTALYA
Evet.. Ve İtalya... Uzun bir bekleyişten sonra kendimi dün İtalya'da buluverdim. İlk yurtdışı tecrübem olduğu için oldukça heyecanlıyım. Geldiğim ülkenin İtalya olması ise apayrı bir heyecan katıyor işin içine.
2 saat 20 dk süren uçak yolculuğundan sonra Milano'ya vardım ve vücudumdaki adrenalin katsayısı giderek artıyordu. Çünkü artık sadece İtalyanca vardı. O duyduğumda beni feci bir şekilde heyecanlandırdan dil artık heryerdeydi. Bazıları diyor ya "İtalyanlar İngilizce özürlü" diye; bende diyorum ki iyikide öyleler... Keşke tüm dünya İtalyanca konuşsa :P
Evet artık uçaktan indiğime göre sıra Milano tren istasyonuna gitmekti. Bagajları beklerken bir yandanda kendi kendime "Ulan ya anlaşamazsam insanlarla" diye söylenip duruyordum. Neyse çantalarımı aldım ve şimdiki iş havaalanından çıkıp istasyona giden otobüsleri bulmaktı. İlk önce inanılmaz bir karışıklık olduğu için ne nerde göremedim ardından danışmaya giderek derdimi anlattım. Konuştukça kendime yavaş yavaş geliyordum. Ama aldığım cevapları eksiksiz bir şekilde anlamam imkansızdı. Çünkü adamlar İtalyanca birşeyler sorduğumu gördükçe "Ahanda bu herif İtalyanca biliyordur" diye patır patır konuşuyorlar, aynı makina gibi.. Bende anladığım kadarıyla yola koyuldum ve otobüsleri buldum. Otobüs görevlilerini görünce aklıma direk bizim iett görevlileri geldi ya da Eminönün peronlarında görevliler. Tipoloji aynı, çığırtkanlık aynı (: hemen yanına geliyorlar ve "Nereye, nereye?" diye dadanıyorlar sana (: Neyse uzun lafın kısası anlaştık ve bindim otobüse.
Milano'yu sevmedim.. Çok ruhsuz bir şehir ve sanki otoyoldan ibaret gibi... Ama tren istasyonuna yakın yerlerde birkaç güzel sokak ve bina mevcut. İstasyonları gerçekten çok ihtişamlı. Mimari bilgim olduğundan değil fakat hakkaten binayı incelemekten boynum ağrıdı.
Evettt... Napoli'ye giden tren için bir bilet aldım. Tren 16:45'te haraket ediyordu ve karnım aç olduğu için bir şeyler yemem gerekiyordu. Yemeğin ardından trenin kalkmasına 5 dk kala yetiştim. O kadar karışık bir koltuk ve vagon düzeni var ki anlatamam. Kim nerde belli değil.. Bende kendi koltuğumu aramak yerine boş bulduğum bir yere oturayım dedim... İlk durak Bologna... İstasyondan gördüğüm kadarıyla şirin bir şehir.. Ardından 2. durak Floransa... Evet nihayet kalacağım şehre vardım. Çok tatlı ve antik bir şehir. Adımınızı atar atmaz tarihin içinde hissediyorsunuz kendinizi... İlk olarak turist danışma noktasına gittim ve gideceğim yerin ulaşımı hakkında bilgi istedim. Bana açıklama yaparak bir harita verdiler sağolsunlar. Ve öğrendimki kalacağım Via Masaccio'ya 17 no'lu otobüs gidiyormuş. Bu arada 17 nin kalkacağı yeri ararken gördüğüm manzaralar bir kez daha Türkler ile İtalyanların ne kadar birbirlerine benzer insanlar olduklarını kanıtladı. Trafik ışığını beklemeyen insanlar, bunu görüp yayalara küfür edenler, hele hele vespa motor kullanan bir hatunun yayalara kırmızı yanarken geçen insanlara ettiği laflar ve o surat ifadesi beni çok güldürdü. Bu şehirde otobüs ve taksi şöförlerinin büyük bir kısmını İtalyan hanımefendiler oluşturuyor. Ayrıca çok sayıda trafik polisi hatunda var. Neyse konuyu çok dağıtmadan sadete geleyim; 17 no'lu otobüsü buldum ve bindim. Yaklaşık 10-15 dk sonra ineceğim yerde indim. Sağolsun bir yolcu bana ineceğim yer konusunda yardımcı oldu. Ama kalacağım sokağa gitmem için 5 dk kadar yürümem gerekti ve nihayet vardım. Hemen akabinde 140 no'lu binayı buldum. Binaya girip bir hışımla yukarı çıkarken aynı hışımla aşağı inen biri vardı (: kendileri müstakbel ev sahibem Anna idi. Kendisiyle tanıştıktan sonra eve girdim ve bana evin her köşesini anlattı. Tabi ilk olarak odamı gösterdi. Oldukça ferah bir oda ve içindeki eşyalar o kadar güzel ki, hepsinde yaşanmışlık var. Birkaç eşya hariç hepsi yaklaşık 1940 lardan kalma..
Geliş saatim oldukça vakitli oldu aslında o yüzden akşam yemeğine yetiştim. Yemekte diğer ev sakinleriyle tanıştım. Evde benle birlikte 3 öğrenci, ev sahibem Anna ile kızı ve annesi yaşıyor. Diğer 2 öğrenci Amerika'lı 2 kız. Anneanne ise tam bir tonton İtalyan (: o kadar tatlı ve o kadar güzel bir yaşlı ki (: yaklaşık 75 yaşlarında.. Anna ise 50 lerde, kızı Agatha benle yaşıt sayılır.
Akşam yemeğinden sonra tüm mahallelinin toplandığı bir yere gittik. Klasik İtalyan aileleri (: kalabalık gruplar, hep birlikte konuşan tatlı insanlar (: güzel bir ortamdı. Gecenin en komik olayı sokakta birinin bana adres sorması oldu bu arada :D Çok geç olmadanda eve döndük.
Evet.. İlk günüm böyle geçti.
Bu sabah ise kahvaltıdan bir süre sonra Anna ile eğitim göreceğim yere gittik. Yürüyerek en fazla 10 dk. Eve yakın olması oldukça iyi oldu. Sonra ben biraz keşfe çıktım sokaklarda. Çok sakin ve tenha bir şehir. Sokaklarda vespalı ya da bisikletli insanlar var. Bugün birde Fiorentina'nın maçı varmış. Formasını giyen atlamış vespasına maça gidiyordu (:
Böyle işte.. 2 gün böyle geçti gitti. Bu arada bugün çektiğim bir kaç fotoğrafı yazının üstüne koyuyorum, üstüne tıklyarak daha büyük hale getirebilirsiniz.
Yine görüşürüz diyorum ve şimdilik kaçıyorum (:
Efe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder